Bisiklet Turu ve TaTuTa’da Gönüllülük...

March 22, 2018

 

 Çiftlik yazılarına geçeriz diye düşünüp plan yaparken, yolda karşılaşıp tanıştığımız insanlardan gelen “Nasıl bişi bu gönüllülük? Para veriyorlar mı, Peki yemek?” gibi sorularla karşılaşmaya başladıkça anladık ki bu konuya biraz vakit ayırmaya ihtiyaç var. Zira biz bisiklet turunu planlarken de, yola çıkarken de rotamızın herhangi bir yeri için otel ya da benzeri ücretli seçenekleri düşünmedik. Düşünseydik de bunun için yeterli bütçemiz olmadığından çok anlamlı olmayacaktı zaten. Hem yürüttüğümüz proje sebebiyle hem de emek karşılığı konaklama yani gönüllülük usulü sistemleri sebebiyle organik çiftlikleri tercih ettik. Kaldı ki; ister Türkiye’de ister Yurtdışında bisiklet turu planlarken, hem yemek hem kalacak yer problemlerinizi aynı anda çözecek bir seçenekten bahsediyoruz. Bu açıdan bakıldığında da en azından fikir sahibi olmaya değer.

 

Nedir?

Dünyadaki adıyla WWOOF yani World Wide Opportunities on Organic Farms. Dünyadaki bütün çiftliklerde çalışma olanakları bizden sorulur diyor yani :) Türkiye’deki Buğday Derneği’nin başlattığı TaTuTa projesi de bu ağın Türkiye kısmı. Tatuta’nın açılımı da Tarım, Turizm, Takas olarak özetlenebilir.

 

 

Önce kendimizden başlayayım anlatmaya. Biz neden bu ağa bağlı çiftlikleri ziyaret etmeyi istedik ve neden rotamızın büyük kısmını bu çiftliklere göre çizdik? Çünkü şehirde yaşadığımız süre içinde aklımıza takılan bazı soruların cevaplarını bir türlü bulamıyorduk. Markette satılan, işlenmiş ve paketlenmiş gıdalardan uzak durmaya çalışıyor, organik ibareli raflara güvenemiyorduk. Pazarlara gittiğimizde ise başka bir sorun, konvansiyonel tarımda kullanılan kimyasal ilaçların ne kadar yoğun tercih edildiğini bilmemizdi. Üstelik ürünlerini satan köylüler bunları inkâr da etmiyordu. Tam tersine ilaçları savunuyor ve başka türlü bir tarımın yapılamayacağını anlatıyorlardı.

 

 

Bütün bu süreçte sorular sorup, elimizden geldiğince araştırma yapsak bile, çoğu yanlış bilgiye ve ne olduğunu, nasıl olduğunu asla bilemediğimiz gıdaları tüketmeye mecbur bırakılıyorduk. Nihayetinde bu yolculuğa çıkma kararımızla beraber, bilmediğimiz her şeyi öğrenmeye de karar verdik. Bunun en kolay ve belki de tek yolu da TaTuTa çiftlikleriydi. Bildiğimiz kadarıyla Türkiye’de böyle bir deneyimi yaşamanızı sağlayacak başka bir platform ya da yapı bulunmuyor.

WWOOF Türkiye ve TaTuTa sorumlusu Berkay ile iletişime geçtikten sonra rotamızı belirledik ve devam etti süreç.

 

Neler Gerekiyor?

Peki bu gönüllülük nasıl bir şey? Herkes olabilir mi? Ne yapmak gerekir? 18 yaşından itibaren herkesin gönüllü olabildiğini söylemekle başlayalım. Üst sınır da yok üstelik, yani emekli olmuş ve çiftçilik öğrenmek isteyen anne babalarınız da bir çiftliğe gönüllü olarak gidebilir. 55 yaşlarında bir gönüllünün yakın zamanda bir çiftlikte kaldığından bahsedildiğini duyduk örneğin.

 

Buğday Derneği üyesiyseniz ücret ödemeden, değilseniz de 80 lira gibi bir kayıt ücreti ödeyerek 1 yıl boyunca gönüllülük yapma şansı elde ediyorsunuz. Tatuta‘nın sayfasına girerek Türkiye haritası üzerinden istediğiniz çiftliği seçerek, ne gibi işler yaptıklarını, bir gönüllüden neler beklediklerini ve ne zaman gönüllü ihtiyaçları olduğunu görebiliyorsunuz. Çiftliğinizi seçtikten sonra kendileriyle iletişime geçerek gitmek istediğiniz vakti kararlaştırıyor ve gidiyorsunuz. Buraya kadar gayet kolay aslında.

 

Gönlünüz Var Mı?

Bundan sonrası ise biraz dikkat gerektiriyor. Zira bisikletçiler için harika bir olanak olduğunu söylerken buraların otel ya da hostel benzeri yerler olduğunu düşünmenizi istemeyiz. Çünkü çiftlik sahipleri yıllardır dünyanın her yerinden gönüllü ağırlayan, deneyimli çiftçiler. Dolayısıyla sizden kendi işleri konusunda emek desteği bekliyorlar. Bunun karşılığında da kalacak yer, yemek, duş gibi ihtiyaçlarınız karşılanıyor.

 

Neredeyse bütün çiftliklerde çok çalışılıyor. Tarlada iş biterse evde başlıyor, evde biterse de gıda topluluklarının siparişleri hazırlanıp kargolanıyor. Dolayısıyla bu çiftlikler merak dolu, çalışkan ve kalabalık aile ortamlarını seven insanlar için bir cennet olabilecekken, bu tarzda bir insan değilseniz yorucu ve zorlayıcı bir hal de alabilir. Dolayısıyla her şeyden önce kendinizi tanıyor olmanız önemli bir ayrıntı.

Bu konularda kendinize güvenemiyor ve fakat yine de denemek istiyorsanız, çiftlik sahiplerine bundan da açıkça bahsetmeniz onların da size dair daha tutarlı bir izlenim edinmesini sağlayabilir. Böyle bir durumda da sizin oradaki tempoya alışmanızı sağlamak adına, ufak tefek işlerden başlayarak deneyim kazanmanızı sağlayabilirler. Örneğin zeytin toplama işinde merdivenle tırmanarak ya da uzun sopalarla ağacın dallarına vurarak zeytin toplamak daha zorken toplanmış zeytinlerin siyah ve yeşil olarak ayrılması işlemi görece daha kolay bir iş sayılabilir. Ya da sabah erkenden kalkıp hayvanların yemini vermek zor geliyorsa akşamüzeri yumurta toplayabilir, yakacak odun kırabilir ya da evde yapılan salça, reçel, turşu gibi işlere katılabilirsiniz.

 

  

Yaz mı Kış mı?

Yine bir diğer önemli ayrıntı da, gönüllü olmak istediğiniz mevsimi seçmek. Çiftliklerin çoğu yılın 12 ayı gönüllü kabul etmekle beraber, en yoğun dönemleri yaz dönemleri oluyor. Hem yurtdışından hem de yurtiçinden birçok gönüllünün de tercih ettiği mevsim bahar ve yaz ayları. Yazın çalışmak hem daha eğlenceli hem de daha kolay gibi görünse de iş yükünün artması sebebiyle daha fazla yorulmanız daha olası. Bütün işlerin yakıcı yaz güneşi altında yapılması da cabası… Ayrıca yazın çiftliklerdeki gönüllülerin çoğalması sebebiyle kalacak yer konusunda da çok rahat olamayabilirsiniz. Örnek vermek gerekirse kışın gittiğinizde tek başınıza kalacağınız bir gönüllü odasında ya da evinde, yazın onlarca kişiyle beraber kalmanız gerekebilir.

 

 

Sonbahar, kış mevsimlerinde ise hayvan besleyen çiftliklerde sabah ve akşam onların beslenmesi ve bakımının yanı sıra, Ocak-Şubat aylarında yavrulamalarının ardından sütlerinden peynir yapma, zeytin işleme, sabun yapma, tamirat işleri vb işlere katılmak gerekiyor. Daha sakin ve sessiz bir ortamda gerçekleşen bu işler de doğanın dinlenmeye çekilmesi sebebiyle sakin ve telaşsız bir rutinle gerçekleştiriliyor. Havanın erken kararmasıyla beraber soba başında çaylı, kahveli, şaraplı sohbetler ediliyor. Bütün bu dinginliğine rağmen kış mevsiminin de zorlayıcı tarafları var elbette ki. Örneğin size verilen ve yalnız başına kalabildiğiniz odada ya da evde genellikle bulunan odun sobasını her gün yakmanız sizin kendi sorumluluğunuzda. Ayrıca şehirlerde, evden çıkıp otobüslerle kapalı alanlara geçme ve oradan da tekrar eve geçme rutinimize aykırı olarak günün büyük kısmını açık havada, çalışarak geçirmek de fiziksel olarak zorlanmanıza sebep olabilir. Bunun bilincinde olarak iyi beslenmeye ve erken yatıp dinlenmeye çalışmak da önemli.

 

 

Bir İhtimal Daha Var: Konukluk

Yukarıda anlattıklarımız uzun bisiklet turları için bir seçenek olabilir. Her ne kadar zorlayıcı tarafları olsa da eğer bir çiftlikte 1 haftadan daha uzun süre kalmayı planladıysanız, yerine göre değişmekle beraber haftada 1-2 izin gününüz olması da mümkün oluyor ve o günlerde çevreyi keşfe çıkabiliyor ya da kırların, ormanların ortasında öylece durup, tertemiz havayı içinize çekerek dinlenebiliyorsunuz. Bunun dışındaysa eğer bu değişik ve bir parça zorlu koşullara alışabilirseniz, ömrünüz boyunca unutamayacağınız dostluklar kurma ihtimali de cabası.

 

Ben kendimi biliyorum, bunları yapamam, illa ki çalışmam mı gerek canım öyle bir çiftlikte birkaç gün zaman geçirmek için, diyenler için de konuk olma seçeneği sunmuş TaTuTa size. Hepsinde değil ama bazı çiftliklerde bu seçenekten yararlanabiliyorsunuz. Çiftlik sahipleriyle iletişime geçerek konuk olmak için gerekenleri ve belirlenen ücreti ve karşılığında neler sağladıklarını da kendilerinden öğrenebilirsiniz.

 

Bu kısmı deneyimlemiş olmadığımız için çok yardımcı olamıyorum ama gönüllülerin rahat etmesi için bile ellerinden geleni yapan çiftlik sahipleri konukları için de oldukça rahat ve cazip koşullar yaratmışlardır diye düşünüyoruz.

 

Son olarak eklemek isterim ki; şehirlerde yaşamaya çalışmakta olan her birimiz için, deniz kenarı da olan bir kırsala yerleşip sakin bir hayat sürmek hayalleri dolu dizgin büyürken nelerle karşılaşabileceğinizin bir simülasyonunu yaşamak ve öğrenmek isterseniz TaTuTa çiftlikleri büyük şans. Gidin, 2-3 hafta yaşayın, çalışın, toprağa dokunun, çamura bulanın. Her durumda çok şey öğrenilen bir deneyim olarak hatırlanıyor olacak. 

 

Biz de kısa süre içinde, çiftliklerde geçirdiğimiz dönemleri hem yazarak hem de çektiğimiz filmlerle sizinle paylaşıyor olacağız.

 

E görüşmek üzere öyleyse ;)

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

Neden bu organik çiftlikler “dağ başında” ?

August 8, 2018

1/3
Please reload

Son Paylaşımlar