Kino; bakmak, göstermek, sinema anlamlarına geliyor. Cycle; döngü, devir, zaman, bisiklet... 

Bisiklet üzerinde hareket etmek tam meditasyon hallerinden biridir. Beden bisikletle bir olmuş, yolda ilerlerken aynı zamanda bedeni kontrol etmek için verdiğiniz çabadan uzaklaşıp çevremizde neler olduğuna yoğunlaştığımız, derin bir algılama içerisine girersiniz. Bu sebeple, belgeselci için analiz edebilmek adına, kullanılan yönteme dönüşmesi kaçınılmazdı. Hareket ediyor ve fark ettiklerimizle yoğun bir düşünme süreci içerisine giriyoruz.  

Omzumuzda kameramız, lenslerimiz, ses kayıt cihazlarımız ve ışıklarımızla ne kadar hareket halinde olabilirdik. Bu sebeple bisiklet; bir filmci için ulaşımı kolaylaştıran pratik bir araca dönüştü. Tüm malzemeleri yükleyip bir anda kendinizi ulaşmak istediğiniz yerde bulmanız kolaylaşıyor.

 

M.Ö. 3000'e dayanan tekerleğin icadı, insan yaşamını oldukça hızlandırdı. Aynı zamanda sonraki nesillere bilgi aktarımını hızlandıran yöntemlerden bir diğeriyse ışıkla çizmekti. Fotoğraf 1840'lardan ve hareketli resimlerse 1895'ten beri hayatımızda.  Hızlı yaşam sürecinin geldiği noktada otomobil vb motorlu araçları tercih etmiyoruz. Dünya nüfusu bu kadar artmışken kişisel olarak karbon salımına minimum seviyede dahil olmak zorundayız. Bu hepimiz için mecburi bir hal almıştır. Bu sebep; gezegeni koruyan ve devam etmesi yönünde adım atanların hikayelerini bizim için değerli kılmıştır. Yaşama saygı duyanların artan çabalarını göz önüne sermek için pedallıyor ve belgeliyoruz. 

Kinocycle 

Neydik? Ne olduk? Ne oluyoruz?

Benian Kara

Özetle 87 doğumlu, Karşılaştırmalı Edebiyat okumuş yarı turist rehberi, yarı
gazeteciyim. Uzun uzun anlatmak gerekirse de çocukluğuma inmek gerekir elbet.
Diğerlerine benzemeyen ve ara süreçleri olmayan bir şekilde ve aniden; 2 tekerlekli
ve boyumdan büyük bisiklete binerek ve kimsenin yardımı olmadan, haliyle de düşe
kalka öğrendim bisikleti. Çocukluğundan itibaren Taekwondo yapıp, paten kayıp,
futbol oynayıp, dağcılık, doğada yürüyüşler yaptım ama arkadaşlarımla bisikletlere
binip, hem yarışıp hem de ilk defa gördüğümüz sokak ve insanlara şaşkınca bakarak
saatlerce sürüşlerimizi ve en sonunda kendimizi evden kilometrelerce uzakta
bulduğumuzda duyduğumuz korkuyu ve heyecanı unutmadım hiç.
Analog fotoğraf çekerken sokaktaki muhabirliğe oradan da dış haber çevirmeye,
internet portalında haber yazmaya uzandı yolum. Sonra turist rehberliği, Fransız,
Türk ve Kübalı insanlarla çalışma deneyimi…
Birkaç ülke gezip gördüm ama hep en çok merak ettiğim Anadolu ve Ortadoğu olarak
kaldı. Biz ve bize benzeyenler yani…
Şimdiyse onca zaman uzun uzun yürüyüşler yapmışken, bisikletin üzerine tekrar
çıkışımla “Ben o kadar yolu nasıl yürümüşüm yahu!” şaşkınlığı ve kapısı her gün
başka bir yere açılan evimizle beraber, yürüyerek çıkılamayacak kadar uzun bir yola
çıkıyorum.

Uğur Cuya

Film yapımı üzerine eğitim almış belgesel yönetmeniyim. Önceleri reklam ve tv
endüstrisinde çalıştım. Yollara, dağlara, köylere bakmak için iki tekerle tanıştım.
Yirmilerimin başları motosiklet sürüşleriyle geçti. Şehirli ve çalışan biri olarak
hayatımın temposuna ancak yetiştiğimi sanıyordum. Bu tempoya yetişebilmek için
onca hızlı geçişlerde “Neler kaçırıyorum?” diye sormaya başladığımda çocukluk
sevdam bisiklet yaşamıma yeniden girdi. Kendi yaşamım üzerinden deneyimlediğim
daha yavaş ve farkında ilerleyişle, başka yaşamların bisikletli öykülerine şahit olarak
onların yaşamlarını belgeselleştirmeye başladım. Bir bisikleti bir de kamerayı
bırakamadım yirmilerin sonlarında. Biri çocukluktan, biri yetişkinlikten iki sevda
ile uzakların hikayelerinni keşfetmek için yollara düşüyorum.
Bundan önce, yaşamımda iki onluk döngü şeklinde iki kez göç ettim. İkisi de çok
uzaklara değildi. Taşradan şehire ve şehirden metropole geçişlerdi. Şimdiyse üçüncü
döngünün başlarında göç; kapısı her gün başka bir yere açılan eve doğru… Yanıma
geçmişimden aldığım bisiklet ve kameramla; Anadolu’nun, bisikletli yaşamların ve
Başka Dünya'nın İnsanlarının yolcuğunu belgelemek adına göç ediyorum. Metropol
insanı halimizden daha beriye, ayçiçekleriyle kalkıp onlarla bir uyuyacağız.

Tabi bu daha başlangıç…